ISSN 1302-0099 | e-ISSN 2146-7153
 
Cilt : 23   Sayı : 4   Yıl : 2020
Son Sayı Yayımlanmış Sayılar Baskıdaki Makaleler En Çok İndirilen Makaleler


  J Clin Psy: 4 (2)
Cilt: 4  Sayı: 2 - 2001
Özetleri Gizle | << Geri
ARAŞTıRMA MAKALESI
1.
Sayı Dizisi Öğrenme Testinin Yol Açtığı Frontal Kortikal Aktivasyonlar: fMRG Paternleri
Frontal Cortical Activation Under Serial Digit Learning Test: fMRG Patterns
Hakkı Muammer KARAKAŞ, Sirel KARAKAŞ
Sayfalar 79 - 86
Sayı Dizileri Öğrenme Testi (SDÖT) performansının, öğrenme ve bunun konsolidasyonundan sorumlu mezial temporal lob ve hip- pokampusla ilişkili olduğu, hasta grupları üzerinde yapılan çalışmalarla gösterilmiştir. Ancak SDÖT performansı, çeşitli bilişsel stratejilerin kullanılması, olayların zamanda düzenlenmesi, olayların birbiri üzerindeki enterferansmın kontrolü gibi süreçleri de gerektirmektedir; bu süreçler ise frontal lobun faaliyetleri arasındadır. Mevcut çalışmada SDÖT performansının frontal lob faaliyetiyle de ilgili olduğu yolundaki hipotez test edilmiştir. Çalışma kontrol amacıyla tekrarlı kontrol ölçümlerinin alındığı sağlıklı, sağ elini kullanan dört gönüllü erkek denek üzerinde yürütülmüştür. Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRG) için, mevcut çalışma kapsamında geliştirilmiş olan "motor-SDÖT' paradigması 1.0 T manyetik alanda single-shot gradyent-eko eko-planar görüntüleme sekansı kullanılarak uygulanmıştır. Çalışmada, ayrıca, söz konusu paradigmanın uygulanması için gerekli olan fMRG kayıt ve analiz teknikleri geliştirilmiştir. Tüm deneklerde sağ orbital girus çevresinde belirgin olmak üzere frontal aktivasyonlar saptanmış, aktivasyonlar Brodmann'ın 9, 10 ve 11. alanlarına haritalanmıştır. Brodmann'ın 11. alanı, görevin hatırlama fazına özgül aktivas- yon göstermiştir. Elde edilen öncül sonuçlar, SDÖT performansının frontal aktivasyona yol açtığı yolundaki araştırma hipotezini desteklemiştir. Klinik örneklemlerde seri öğrenme eğrisi üzerinde elde edilen bulgular da, araştırma bulgularıyla uyumlu olmuştur. Çeşitli beyin haritalama tekniklerinin kullanıldığı daha
Studies on clinical samples have shown that performance on Serial Digit Learning Test (SDLT) is dependent on mesial temporal lobe and hippocampus, both of which are responsible from learning and its consolidation. However, an effective SDLT performance also requires such processes as utilisation of various cognitive strategies, temporal ordering of events and control of interfering effects; all of these processes are among the functions of the frontal lobes. This study tests the hypothesis that SDLT performance is also related to the frontal lobes. The study was conducted on four healthy, right-handed, volunteer male subjects who were exposed to the conditions of the experiment more that once for control purposes. For functional magnetic resonance imaging (fMRl), the "motor-SDLT1 paradigm that had been developed in the present study were applied at 1.0 T magnetic environment, using single-shot gradient-echo echo planar imaging. Also developed in the study were fMRl recording and analysis techniques that application of the specified paradigm required. SDLT correlated activations were encountered in all subjects in frontal lobe, especially distinct at the right orbital frontal gyrus; these activations were mapped to Brodmann's 9, 10, and 11. areas. Brodmann's 11. area was found to be specifically correlated with the recall phase of the task. These prelimi-nary findings supported the research hypothesis which stated that SDLT performance affects frontal lobe activation. The findings that were obtained from clinical samples on the serial learning curve were also found to be consistent with the findings of this study. Previous studies where various mapping techniques were utilised could not obtain similar findings. Such findings were discussed within the scope that in these studies, appropriate techniques that would specifically reveal frontal activation had not been utilised.

2.
Madde Kullanma Eğilimi Ölçeğinin Geçerlik ve Güvenilirliği
The Reliabilitiy and Validity of Substance Abuse Proclivity Scale
Birsen CEYHUN, Ömer OGUZTURK, Ayşe Gülsen CEYHUN
Sayfalar 87 - 93
Alkol ve diğer maddelerin kötü kullanımı ülkemizde yaygın bir sosyal sorun haline gelmiştir. Son yıllarda özellikle gençlerde madde kullanımı artmaktadır. Eğer madde bağımlılığına olan eğilim belirlenebilirse kişiye ve topluma zarar vermeden yardım edilebilir. Bu amaçla Mac Andrew MMPI'dan Madde Kullanma Eğilimi Ölçeği’ni (SAP) geliştirmiştir. Ölçek 36 sorudan oluşmaktadır. Yapılan bu çalışmada madde bağımlısı, alkol bağımlısı, psikiyatrik hasta ve normal grup olarak toplam 650 erkek deneğe MacAndrew Alkolizm Ölçeği (MAC) ve Madde Kullanma Eğilimi Ölçeği (SAP) uygulanmıştır. Test tekrar test güvenilirliği aynı gruba 60 gün arayla iki kez test verilerek saptanmıştır. Ayrıca ayırt edici geçerlik ve kesim puanı belirlenmiştir. SAP ölçeğinin madde bağımlılığına eğilimi belirlemede yararlı olacağı saptanmıştır.
Alcohol and substance misuse is become a social problem in Turkey in last few years. The enormous and adverse impact of chemical misuse in adolescents and adults is well known to clin-icians in medical and mental health settings. The importance of screening in adolescents and adults for chemical misuse is obvious. MacAndrew reported on the development of a new Substance Abuse Proclivity Scale (SAP) from MMPI. He described it “as a psychometric instrument for the early detection of problem engendering alcohol and drug use in young men. In these article the MacAndrew Alcoholism Scale (MAC) and Substance Abuse Proclivity Scale (SAP) is given to 650 males. The group consisted of substance misuse, alcoholics, psychiatric outpatients and normal. Test retest reliability, concurrent and discriminate validity is examined. Analysis demonstrated that this scale could be used to determine substance misuse in males.

DERLEME
3.
Özgül Serotonin Geri Alım Engelleyicilerine Bağlı Kesilme Sendromlan
Selective Serotonin Reuptake Inhibitor Discontinuation Syndromes
Lut Tamam
Sayfalar 102 - 111
Selektif serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI) depresyon başta olmak üzere, anksiyete bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk, yeme bozuklukları, dürtü denetim bozuklukları gibi çeşitli ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Bu ilaçların kullanımının yaygınlaşmasına paralel olarak, kısa süreli ilaç etkinlik çalışmalarında belirlenemeyen ya da gözlenmeyen yan etkiler bildirilmeye başlanmıştır. Bunların arasında son zamanlarda üzerinde önemle durulan bir kavram, SSRI'larm aniden ya da yavaş yavaş kesilmesi sonrasında ortaya çıkan somatik ya da psikolojik belirtileri kapsayan kesilme sendromudur. Bu sendrom- da görülen belirtiler genellikle kendi kendini sınırlayan, SSRI'larm tekrar başlanması sonrası hızla düzelen ve ilacın tedavi etmek amacıyla kullanıldığı hastalığın tekrar ortaya çıkması ya da rekürrensi ile açıklanamayan belirtilerdir. Başlangıçta sadece birkaç olgu sunumunda adı geçen bu sendrom üzerinde, son zamanlarda çok sayıda araştırma, kontrollü çalışmalar, olgu bildirimleri yapılmış ve böylece konu hakkında daha ayrıntılı bilgi edinilebilmiştir. Bu yazıda, SSRI kesilme sendromunun sıklığı, klinik ve sosyodemografık özellikleri, etiyoloji ve patofız- yolojisi, tedavisi ve ortaya çıkmasını engellemeye yönelik yapılması gerekenler aktarılmaya çalışılacaktır.
Selective serotonin reuptake inhibitors are widely used in many psychiatric disorders such as depression, anxiety disorders, obsessive-compulsive disorders, eating disorders, impulse control disorders. The number of adverse effect reports relevant to SSRI that has not been defined during short-term drug efficacy studies started to increase in parallel to widespread usage ofSSRI's. An important phenomenon among these adverse effects is SSRI discontinuation syndrome, which occurs following the interruption of an extended period ofSSRI's and associated with somatic and psychological symptoms. Discontinuation symptoms are characteristic symptoms that follow termination or reduction in drug dosage, are self-limiting, reversed by re-introducing the drug and which can not be explained as a re-appearance of the disorder for which the drug was prescribed. Literature concerning the SSRI discontinuation syndrome consists mainly of case reports and a limited number of controlled prospective studies. In this article, the frequency, clinical features, etiology and pathophysiology, treatment of SSRI discontinuation syndrome and management methods for avoiding this syndrome are explained in detail.

ARAŞTıRMA MAKALESI
4.
Hekimlerde Tükenmişlik ve Iş Doyumu Düzeylerinin Yaşam Doyumu Düzeyleri İle İlişkisi
Relationships Between Burnout, Job Satisfaction and Life Satisfaction in Physicians
süheyla Ünal, Rıfat KARLIDAĞ, Saim YOLOĞLU
Sayfalar 113 - 118
Malatya ili merkezinde çalışan hekimlerde tükenmişlik, iş doyumu düzeylerinin ve bazı sosyodemografik değişkenlerin, yaşam doyumu düzeyleri ile ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya katılan 384 hekimden veriler, Sosyodemografik Veri Toplama Formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MTÖ), İş Doyumu Ölçeği (İDÖ) ve Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ) kullanılarak toplanmıştır. YDÖ puanları bakımından erkekler ile kadınlar arasında, hekimlikle ilgili ek işi olanlar ile olmayanlar arasında (p<0.05), evliler ile bekarlar arasında (p<0.01), aylık gelirini yeterli bulanlar ile yetersiz bulanlar arasında anlamlı fark saptanmıştır (p<0.001). YDÖ puanları bakımından yaş grupları arasında fark olduğu bulunmuştur (F: 9.01; p<0.0001). Meslekte çalışma sürelerine göre oluşturulan gruplar arasında YDÖ puanları yönünden fark olduğu görüldü (F: 9.41; p<0.0001). Akademik Unvanları ile hekimlerin YDÖ puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (F: 7.14; P<0.0001). YDÖ puanları MTÖ-DYS (p <0.001) ve MTÖ-DT puanlarıyla negatif (p<0.001), MTÖ-KB (p<0.001) ve İDÖ puanları ile ise pozitif anlamlı korelasyon göstermektedir (p<0.001). Multipl regresyon analizi sonucuna göre YDÖ puanına İDÖ, MTÖ-KB ve MTÖ-DT puanlarının etkili olduğu bulunmuştur. Meslek içi eğitimin kalitesinin arttırılması, iletişim, stresle başa çıkma ve yönetme becerileri açısından özel eğitim verilmesi, düzenli egzersiz gibi etkinliklere olanak yaratılması daha az tükenme, daha fazla iş ve yaşam doyumunu sağlayacaktır.
The aim of our study was to search the relation between burnout, job satisfaction and life satisfaction in physicians working at Malatya. Data were collected from 384 physicians. The questionnaire consisted of a Sociodemographic Data Form, the Maslach Burnout Inventory (MBI), the Job Satisfaction Inventory (JSlj and the Life Satisfaction Inventory (LSI). The importance of the difference between two means test, one way variance analysis, correlation analysis, and multiple regression analysis were applied. Mean life satisfaction: 20.0+6.6, job satisfaction: 37.7+9.4 MBI-Emotional exhaustion: 14.06+6.05, MBI-depersonaliza- tion: 5.31+3.12, MBI-personal accomplishment: 20.57+4.23. Statistically significant associations: LSI/social and demographic variables: greater in women, married, having extra work related with medicine, believing salary is enough. LSI/Age: greater more than 40, LSI/Academic career: greater in academician and specialist than practitioner. LSI points were correlated with MBI- depersonalization, MBI-Emotional exhaustion negatively, and MBI-personal accomplishment, job satisfaction positively. The more education, enhancing communication and management skills, and the more effective coping mechanisms, the more physical exercises; the less burnout, and the more life and job satisfaction.

DERLEME
5.
Şizofrenide Psikososyal Beceri Eğitiminde İçerik ve Etkinlikler
Content and Activities of Psychosocial Skills Training for Schizophrenia
Mustafa YILDIZ
Sayfalar 119 - 123
Şizofreninin tedavisinde farmakolojik tedaviye eklenecek olan Psikososyal Beceri Eğitimi hastaların hastalıkla başa çıkmalarını kolaylaştıracak, ilaç tedavisine uyumu ve yaşam kalitesini arttıracak bir programdır. Bu programın içeriğinde iletişim becerileri, sorun çözme becerileri, antipsikotik ilaçlar, tedaviyi değerlendirmek ve izlemek, ilaç yan etkileriyle başa çıkmak, uyarıcı işaretleri ve inatçı belirtileri tanımak ve onlarla başa çıkmak, alkol ve uyuşturucudan sakınmak, sosyal ve zevk verici etkinlikleri arttırmak konulan işlenmektedir. Hastaların bu konularda beceri sahibi olmaları için genel bilgi verme, rol oynama, sorunlar ve çözümleri, alıştırmalar ve ev ödevleri etkinlikleri kullanılmaktadır.
Psychosocial Skills Training is a program which was designed for schizophrenic patients to help them cope with the illness, to increase the treatment compliance and the quality of life when added to pharmacotherapy in the treatment of schizophrenia. Communication skills, problem solving skills, psychosis and antipsychotic drug treatment, assesment and monitoring of the treatment, coping with the drug side effects, recognize the early signs and persistent symptoms and coping with them, avoiding the alcohol and street drugs, and increasing social and recreational activities are included in this program. Introducing the general knowledge about the subject, role playing, problems and solutions, exercises and homework assignments are used to get the patients have some needed skills.

6.
Klozapin ve Şizofreni Sağaltımındaki Yeri
Clozapine and Place of It in Schizophrenia
Mükerrem GÜVEN, Sunar BİRSÖZ
Sayfalar 124 - 128
Antipsikotik ilaçların şizofreni tedavisinde kullanımı sayesinde, 20. yüzyılın ikinci yarısında şizofreni hastalarının çoğunluğu yaşamlarını hastaneler yerine toplum içinde sürdürebilir hale gelmiştir. Geleneksel antipsikotiklerden üstün olduğu gösterilen ilk ilaç "Klozapin" olmuştur. Atipik antipsikotikler ekstrapirami- dal sistem yan etkilerine yol açmaksızın, bilişsel yetilerde ve negatif belirtilerde düzelme sağlamışlardır. Klozapinin klinik kullanımı, şizofreni tedavisinin etkinliğinin artmasına, şizofreni hastalarının yaşam niteliklerinin düzelmesine, yeni atipik antipsikotik ilaçların gelişimine ve şizofreni patofızyolojisinin aydınlanmasına yol açacak bir kaynak oluşturmuştur.
Thanks to the use of antipsychotic drugs in the treatment of schizophrenia in the second half of the 20th century, a majority of the schizophrenia patient have been able to lead their lives in society instead of hospitals. The first drug proved to be superior from the traditional antipsychotics is "Clozapine". Atypical antipsychotics have obtained the improvement at cognitive abilities and negative symptoms without leading to extrapyramidal symptoms. Using clozapine at practice has become a resource at optimizing effectiveness in the treatment of schizophrenia, improving quality of life in patients with schizophrenia, develop-ing novel atypical antipsychotics and illuminating the pathophysiology of schizophrenia.

7.
Şizofreni ve Sanat*
Schizophrenia and Art
Melike Güney
Sayfalar 129 - 133
Bu yazıda şizofrenlerin de sanatsal değeri olan çalışmalar yapabileceği, gerçek sanatçı ile psikotik hastaların eserleri arasında ne gibi benzerlikler ve farklılıklar olduğu tartışılmaya çalışılmıştır.
This article aims to show that schizophrenic people just as non schizophrenics are also quite capable of producing art and artistic creations. It also disusses the similarities and differences between the artistic productions of artists and psychotic patients.

OLGU SUNUMU
8.
Nöroleptik Malign Sendrom ve Mental Retardasyon: İki Olgu Sunumu
Neuroleptic Malignant Syndrome with Mental Retardation: Two Cases
Metin TURAN, Rahim KUCUR
Sayfalar 134 - 137
Nöroleptik malign sendrom ciddi kas rijiditesi, yüksek ateş, otonomik disfonksiyon gibi klinik bulgular ile karakterlidir. Antipsikotik tedavinin seyrek fakat bazen ölümcül bir reaksiyonudur. Bu yazıda mental retardasyonlu iki nöroleptik malign sendrom olgusu tartışıldı. Beyin hasarlı hastalarda bu sendro- mun daha fazla olabileceği düşünülmektedir.
The neuroleptic malignant syndrome is clinically characterised by the presence of severe muscular rigidity, altered consciousness, hyperthermia and autonomic dysfunction. It’s an uncommon but occasionally fatal reaction to antipsychotic medication. In this pape, two neuroleptic malignant syndrome with mental retardation were discussed. This syndrome is thoughted to be more frequent among brain damaged patients.

 
 
Copyright © 2020 Klinik Psikiyatri. Tüm Hakları Saklıdır. LookUs & OnlineMakale