ISSN 1302-0099 | e-ISSN 2146-7153
 
Cilt : 23   Sayı : 4   Yıl : 2020
Son Sayı Yayımlanmış Sayılar Baskıdaki Makaleler En Çok İndirilen Makaleler


  J Clin Psy: 8 (4)
Cilt: 8  Sayı: 4 - 2005
Özetleri Gizle | << Geri
ARAŞTıRMA MAKALESI
1.
Stroop Testi Performansının Elektrofizyolojisi: Olay-İlişkili Potansiyeller ¦ ve İlişkili Beyin Haritaları
The Electrophysiology of Performance in the Stroop Test: Event-Related Potentials and Brain Maps
Sirel Karakaş, Belma Bekçi, Elvin Doğutepe, Utku Erzengin
Sayfalar 155 - 171
Amaç: Literatür ve klinik uygulamalarda yaygın olarak kullanılan Stroop Testine ilişkin puanların temsil ettikleri bilişsel işlevleri ve ilgili beyin alanlarını belirlemek. Yöntem: Araştırma yaş (19-37 yaş aralığı) ve eğitim düzeyi (12 yıl ve üstü) açısından eşleştirilmiş 45 sağlıklı gönüllü üzerinde yürütülmüştür. Uyarım, kayıt ve analiz işlemlerinde NeuroScan 4.2 donanım-yazılım sistemi kullanılmıştır. EEG kaydı 10-20 sistemine göre 32 elektrot lokasyonundan (referans: birleştirilmiş mastoid elektrotları) alınmış, kayıtlar 0.16-100 Hz (3 dB noktası, 12 dB oktav/eğim) sınırlarında filtrelenmiş, toplam kayıt süresi olan 2046 ms'nin ilk 1024 ms'lik bölümü temel düzeyin de belirlenmesinde kullanılacak olan uyarıcı-öncesi bölümü oluşturmuştur. Örnekleme aralığı 512 Hz olmuştur. Analizler zamansal alanda (olay-ilişkili potansiyeller: OİP) yapılmış, ilgili haritalar elde edilmiştir. Deneysel koşullar ve elektrot alanlarının OİP zirveleri üzerindeki etkileri istatistiksel tekniklerle analiz edilmiştir. Bulgular: incelenen testte erken OİP zirveleriyle yüksek frekanslı osilasyonların genelde posterior bölgelerde elde edildiği ve duyusal/algısal işlemleri temsil ettiği; geç OİP zirveleriyle düşük frekanslı osilasyonların antero-posterior eksen üzerinde elde edildiği ve ileri bilgi işleme işlemlerini temsil ettiği görülmüştür. Sonuç: Literatür ve uygulamalarda frontal bölge testi olarak kabul edilen Stroop Testi performansı beynin geniş bir alanını içermektedir. Bu bulgular, işlevlerin beyne seçici olarak yayılmış biçimde gerçekleştirildiğini öne süren güncel beyin ve biliş modellerini desteklemektedir.
Objective: To find the cognitive correlates and the brain regions that performance on Stroop Test represent. Method: The study was conducted on 45 healthy volunteers who were matched with respect to age (19-37 years) and education (12 years or more). Stimulation, recording and analyses were carried under NeuroScan 4.2. Computerized versions of the Stroop Test were used. EEG was recorded from 32 electrode locations (10/20 system, referenced to linked earlobes) and filtered between 0.16-100 Hz (3 dB point, 12 dB octave/slope). Total record time was 2046 ms and the first 1024 ms comprised the prestimulus interval which was also be used for baseline correction. Sampling rate was 512 Hz. The analyses were carried on in the time-domain (event- related potentials: ERPs). Respective time-domain maps were constructed. The effect of the experimental conditions and electrode locations on ERP peaks were statistically analyzed. Results: In this test, early ERP and high frequency ERO components were obtained mainly from the posterior recording sites and represented sensory/perceptual processes. The late ERP and the low frequency ERO components, on the other hand, represented higher operations of information processing. Conclusion: Performance at the Stroop Test involve extended regions of the brain. These findings support the contemporary models on brain and cognition according to which functions are realized through selectively distributed processing.

2.
Hipersomnia İle İlgili Belirtilerin Ankara'nın Kentsel Bir Bölgesinde Yaygınlığı
Prevalence of Hypersomnia-Related Symptoms in an Urban District of Ankara
Selçuk Aslan, Sinan Yetkin, Selda Albayrak, Zeynep Gülcat, Işıl Maral, Sefer Ayçan, Levent Sütcigil, Fuat Özgen, Hamdullah Aydın
Sayfalar 172 - 179
Giriş: Bu çalışmada Ankara ili Gölbaşı ilçesinde toplumda hipersomnia, solunumla ilişkili uyku belirtileri, parasom- nia belirtilerinin incelenmesi ve 15-65 yaş aralığında son bir ay içinde görülme sıklığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırmada uyku bozukluklarının taranmasında kullanılmak üzere "Uyku Bozuklukları Genel Değerlendirme Anketi" geliştirilmiştir. Ankara Gölbaşı ilçesine bağlı iki mahallede toplam 1332 kişilik nüfusa ulaşılmış, 1034 kişi çalışmaya alınmıştır. Uyku Bozuklukları Genel Değerlendirme Anketi ve Epworth Uykululuk Ölçeği (EUÖ) alanda uygulanmıştır. Bulgular: Ankete katılan 1034 kişinin yaş ortalaması: 34,28 12,30 (Ort SS)'dur, katılanların %45.3'ü erkek, %54.7'si kadındır. Katılanların %6.9'u bir hipersomnia yakınması bildirmiştir (Gündüz sık uyuklama, aşırı gündüz uykusu, gece uykusunun 11 saat ve üzerinde olması). Katılanların %15.8'i Sürekli ve yüksek sesle horlama, %7.9'u uykuda nefes durmaları, %6.1'i uykuya dalarken bacaklarını hareket ettirme, %4.2'si gündüz sık uyuklama, %3.6'sı 11 saat ve üzerinde gece uykusu bildirmiştir. EUÖ bulgularına göre katılımcıların %2.3'ünde aşırı gündüz uykusu, bulunmuştur. 40 yaşın üzerindekilerde, kronik fiziksel hastalığı olanlarda ve BMI indeksi yüksek olanlarda daha fazla gündüz aşırı uyku yakınması bulunmuştur.Sonuç: Bulgularımız hipersomnia ile ilgili belirtilerin toplumlumuzdaki kentsel bir örneklemde yaygınlığı üzerine bilgi oluşturmaktadır, ileri çalışmalarda uyku bozuklukları ile ilgili kesin sonuçlara varılması için tanısal değerlendirmenin yapılandırılmış klinik görüşme ve seçilmiş hastalarda uyku laboratuvarı çalışması ile desteklenmesi planlanmıştır.
Objective: The characteristics and prevalence of hypersomnia-related sleep problems in Turkey are not well established. The goal of this study was to determine the prevalence of hypersomnia-related symptoms in an urban district of Turkey. Method: Out of the 1332 people in the sample, 1034 subjects in the 15-65 years age range were included in the study. Interviews were conducted according to the "Sleep Disorders Assessment Questionnaire" developed by the researchers, and the Epworth Sleepiness Scale (ESS) was administered to the subjects. Results: The mean age of the participants was 34.28 12.30 with a 45.3% male, 54.7% female distribution, 6.9% defined one or more hypersomnia symptoms (daytime somnolence or excessive daytime sleepiness or more than 11 hour night-time sleep). The distribution of the reported symptoms were as follows: daytime somnolence 4.2%, more than 11 hour night-time sleep 3.6%, restless legs while falling asleep %6.1, continuous loud snoring %15.8, and breathing cessation during sleep 7.9%. ESS revealed that 2.3% of the participants suffered from excessive daytime sleepiness. Subjects with chronic physical disorders, overweight subjects, and subjects older than 40 years old had more excessive daytime sleepiness. Conclusion: This study collected information on the prevalence of hypersomnia related symptoms in an urban community sample in Turkey. Future studies should use a structured clinical interview and sleep laboratory studies on selected patients to establish a more reliable diagnosis of sleep disorders.

3.
Ikiuçlu Bozukluk Hastalarında Otimik Evrede Artmış Ksantin Oksidaz ve Malondialdehid Düzeyleri
Increased Xanthine Oxidase and Malondialdehyde Levels in Euthymic Bipolar Patients
Haluk Savaş, Serdar Gergerlioğlu, Ahmet Gürel, Salih Selek, Esen Savaş, Esra Koçoğlu, Murat Eren Özen, Hasan Herken, Ömer Akyol
Sayfalar 180 - 185
Amaç: Halen ötimik ikiuçlu bozuklukta ksantin oksidaz (X0) ve Malondialdehit (MDA) enzim düzeyini ölçen bir çalışma yoktur, ikiuçlu hastalarda oksidan molekül MDA seviyeleri yüksek olduğu bilinmektedir. Remisyon döneminde (ötimik evre) oksidan/antioksidan dengede yer- alan X0 ve MDA'nın yüksek veya düşük olduğu bilinmemektedir. Bu çalışmada bu moleküllerin düzeylerini ikiuçlu hastaların ötimik evrelerinde ölçmeyi amaçladık. Yöntem: 22 ikiuçlu bozukluğu olan ötimik hasta ve 22 sağlıklı kontrol çalışmaya dâhil edildi. Bu çalışmada X0 ve MDA'nın serum düzeyleri ölçüldü. Bir psikiyatrist tarafından DSM-IV'e göre yapılan değerlendirmede hastanın en azından bir ay ötimik fazda olması çalışmaya dahil edilme ölçütü olarak kabul edildi. Bulgular: Hastalarda X0 serum düzeylerinin ortalama değeri kontrollerin değerlerinden yüksekti. Ortalama serum MDA düzeyleri ikiuçlu hastalarda kontrollere göre artmış bulundu. X0 ve MDA düzeyleri arasında korelasyon vardı. Sonuç: Daha önceki çalışmalarda bulunan ikiuçlu bozukluğun akut manik safhasında yüksek oksidatif stres ve remisyonda (ötimik evre) olan hastalarda da yüksek X0 ve MDA düzeyleri bulunması, hastalığın moleküler seviyede oksidatif stresle devam etmekte olduğunu gösterebilir.
Objectives: There hasn't been any study measuring (Xanthine Oxidase), and MDA (Malondialdehyde) enzymes in euthymic bipolar disorders yet. In bipolar patients, MDA levels were already known to be high. In remission phase (euthymic phase), XO and MDA, are not known to be whether high or low. In this study, we aimed to find out levels of these molecules in euthymic episode of Bipolar Disorder. Method: Twenty-two patients with bipolar disorders (İB) in euthymic phase and twenty-two healthy control subjects were included in this study. XO, and MDA have been studied in serum. DSM-IV based (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders) diagnosis of BD and being at least for a month in euthymic phase was established by a psychiatrist. Results: The mean value of patients' serum XO levels was significantly higher than those of the controls. Mean serum MDA levels were found to be increased in patients compared to controls. There is a correlation between XO and MDA levels. Conclusion: High XO and MDA levels in BD (Type l-Euthymic phase) may show that the disease still continues with oxidative stress in molecular level, when combined with the previous findings of high oxidative stress in acute manic phase of BD.

4.
Beck Bilişsel İçgörü Ölçeği Türkçe Formunun Şizofrenik Hastalar İçin Güvenilirlik ve Geçerlik Çalışması
The Validity and Reliability of the Turkish version of
Selçuk Aslan, Hakan Türkçapar, Mustafa Uğurlu, Görkem Karakaş
Sayfalar 186 - 196
Amaç: Beck bilişsel açıdan içgörünün "kendini ifade etme" ve "kendinden eminlik" iki alt boyutunu tanımlayarak değerlendirme için bir içgörü ölçeği geliştirmiştir. Araştırmamızda bir özbildirim ölçeği olarak geliştirilen "Beck Bilişsel içgörü Ölçeği" (Beck Cognitive Insight Scale) Türkçe'ye uyarlanarak psikometrik özellikleri incelenmiştir. Yöntem: DSM-IV kriterlerine göre en az 2 yıllık şizofreni öyküsü olan 81 yatarak tedavi gören hasta ardışık olarak araştırmaya alındı. Hastalar 1. değerlendirmede "içgörünün Üç Bileşenini Değerlendirme Ölçeği" (İÜBDÖ), Kısa Psikiyatrik Değerlendirme Ölçekleri (KPDÖ), işlevselliğin Genel değerlendirmesi (İGD), McEvoy Tedaviye Uyumu izlem ölçeği, ruhsal muayenede içgörü değerlendirmesi ve "Beck Bilişsel içgörü Ölçeği" (BBİÖ) ile değerlendirildi, iki gün sonra "Beck Bilişsel içgörü Ölçeği" tekrarlandı. Bulgular: Ölçeğin iç tutarlık ölçümlerinde iki alt boyut kendini ifade etme ve kendinden eminlik boyutları için Cronbach alfa (0.56) ve (0.50) düzeyinde bulundu. Test tekrar test güvenirlik incelemeleri kendini ifade etme ölçeği için (r=0.86, p< 0.001), kendinden eminlik alt ölçeği için (r=0.86, pcO.001). Ölçeğin benzer ölçek geçerlilik ölçümleri için kendinden eminlik ile İÜBDÖ arasında negatif, (r=-0.29, p=0.025), bileşik indeks ile pozitif bir korelasyon (r=0.29, p=0.023) bulunmuştur. Ölçeğin geçerliliğinde benzer ölçek İÜBDÖ ile BBİÖ arasında anlamlı bir korelasyon saptanmıştır (r=0.29, p=0.023). Kendinden eminlik ve İÜBDÖ arasında negatif bir korelasyon bulunmuştur (r=-0.28, p=0.025). Sonuç: Ölçeğin güvenirliği ve geçerliği incelemesinde elde edilen bulgular "Beck Bilişsel İçgörü Ölçeği" nin Türkçe uyarlamasının güvenilirliğini ve geçerliğini desteklemektedir.
Objective: This study was designed to examine the validity and reliability of this schedule for assessing the Turkish version of "Beck Cognitive Insight Scale" in a Turkish schizophrenic patient population. A composite index of the BCIS reflecting cognitive insight was calculated by subtracting the score for the self-certainty scale from that of the self-reflectiveness scale. Method: Eighty-one inpatients with chronic schizophrenia were included in the study. All patients were interviewed in remission after exacerbation. The interviewers were administered Turkish version of schedule for assessing the three components of insight (SAI), Brief Psychiatric Rating Scale (BPRS), routine mental examination, and the Beck Cognitive Insight Scale (BCIS) were completed by patient. Two days later in the second occasion patients completed the BCIS. Results: The two sub-dimension of insight scale internal consistency measured by cronbach alfa (0.56), (0.50) respectively. Test-retest reliability show high correlation ((r=0.86, p<0.001) for self-reflectivity and self-certainty subscale (r=0.86, pcO.001). To estimate the concurrent validity of scale the correlation among composite index of BCIS and subscales and SAI were computed, composite index found to be valid (r=0.29, p=0.023) in the Turkish schizophrenic patient population to the same extent as the SAI insight scale. Self certainty subscale have significant negative correlation with SAI (r=-0.28, p=0.025). Conclusion: Results revealed tentative support for the validity and reliabilty of Turkish version of BCIS.

OLGU SUNUMU
5.
Kabakulak Meningoensefaliti Sonrasında Gelişen Tourette Sendromu: Bir Olgu Sunumu
Tourette Syndrome after Mumps Meningoencephalitis: A Case Report
Osman Sabuncuoğlu, Meral Berkem
Sayfalar 197 - 200
Çocukluk çağının önemli bir nöropsikiyatrik bozukluğu olan Tourette sendromu (TS) ritmik özelliği olmayan, ani, hızlı, istemsiz ve yineleyici motor-vokal tiklerle kendini göstermektedir. TS belirtilerinin enfeksiyon, inme, ilaç kullanımı gibi tanımlanabilir nedenler sonrasında da ortaya çıkabildiği bilinmektedir. Bu olgu sunumunda meningoensefalit ile karmaşıklaşmış kabakulak enfek- siyonunundan 2 ay sonra motor ve vokal tikler gelişen 9 yaşında bir erkek hastadan söz edilecektir. Anne ve çocuktan alınan öykü ve klinik gözlemler sonucunda hastanın göz kırpma, göz çevirme, ağız oynatma, boyun bükme, omuz kaldırma, parmak-el oynatma, tekrar tekrar dokunma, boğaz temizleme, öksürme, sümkürme, derin soluk alma, sözcük yineleme, konuşurken takılma belirtilerini sergilediği anlaşıldı. Yale Genel Tik Ağırlığını Derecelendirme Ölçeği uygulandığında hastanın toplam 30 puan aldığı, yani "belirgin" derecede tikleri olduğu görüldü. Hastamızda eşlik eden dikkat eksikliği/hiperak- tivite bozukluğu ve obsesif kompulsif bozukluk yoktu. Ailesel tik öyküsü olmayan hastada streptokok enfeksiyonuyla ilişkili nöropsikiyatrik bozukluk (Pediatric autoimmune neuropsychiatric disorders associated with streptococcal infections) bulgusuna da rastlanmadı. Hastalık döneminde okul başarısında belirgin bozulma olduğu öğrenildi. Bildirilen kabakulak sonrasında tikler gelişen ilk olgu olması ve risperidon tedavisinden yarar görmesi nedeniyle bu olgu önemlidir. İkincil TS belirtileri bu önemli gelişimsel nöropsikiyatrik bozukluğu daha iyi anlamamıza katkı sağlayabilir. Genetik yatkınlıkla ikincil etkenlerin etkileşimini anlamak için ileri araştırmalara gereksinim vardır.
Tourette syndrome (TS) is an important childhood-onset neuropsychiatric disorder that is characterized by non- rythmic, sudden, rapid, involuntary, repetitive motor and vocal tics. It is now known that the symptoms of TS may emerge secondary to identified events such as infection, stroke and medication use. In this case report, we present a 9-year-old boy who developed motor and vocal tics 2 months after a mumps infection complicated by meningoencephalitis. A careful history taken from the mother and the child, and a detailed psychiatric examination revealed that the patient had displayed eye blinking, eye rolling, mouth twisting, head and shoulder jerking, finger-hand flexing, repetitive touching, throat clearing, coughing, sniffing, gasping, echolalia and stammering. He obtained a score of 30 on the Yale Global Tic Severity Scale, which indicated a markedly severe presentation. This patient did not have comorbid Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder and Obsessive Compulsive Disorder. A family history of tics and findings of pediatric neuropsychiatric disorder associated with streptococcal infection were absent. There was also a significant deterioration in the patient's academic performance during the course of the disorder. This case report is important because it describes the first patient with mumps-associated TS and significant improvement with risperidone treatment. Secondary TS may contribute to the better understanding of this developmental neuropsychiatric disorder in general. Further studies are required in order to understand the interaction between genetic susceptibility and secondary factors in the development of the symptoms of TS.

 
 
Copyright © 2021 Klinik Psikiyatri. Tüm Hakları Saklıdır. LookUs & OnlineMakale