ISSN 1302-0099 | e-ISSN 2146-7153
 
Cilt : 23   Sayı : 4   Yıl : 2020
Son Sayı Yayımlanmış Sayılar Baskıdaki Makaleler En Çok İndirilen Makaleler


  J Clin Psy: 8 (1)
Cilt: 8  Sayı: 1 - 2005
Özetleri Gizle | << Geri
ARAŞTıRMA MAKALESI
1.
Dikkat Eksikliği Hiperaktıvıte Bozukluğunun Değerlendirilmesinde Wechsler Çocuklar için ¦¦ Zeka Ölçeği Geliştirilmiş Formunun Yeri*
The Place of Wechsler Intelligence Scale for Children-Revised in Assessment of Attention Deficit Hyperactivity Disorder
Emel Erdoğan-Bakar, Şebnem Soysal, Nurcihan Kiriş, Aynur Şahin, Sirel Karakaş
Sayfalar 5 - 17
Amaç: Bu çalışmada, kontrollü koşullar altında, yeteri sayıdaki DEHB olgusu ve bunlarla eşleşmiş sağlıklı denekten elde edilen WISC-R puanları analiz edilmektedir. Çalışma çok-merkezli bir proje olarak gerçekleştirilmiş bulunmaktadır. Yöntem ve Gereçler: Klinik örneklemi DSM-IV kriterlerine göre DEHB tanısı alan, 6-16 yaş grubunda 105 erkek olgu oluşturmuştur. Kontrol grubunu ise DEHB grubuyla eşleşmiş 90 denek oluşturmuştur. WISC-R bu testi uygulama eğitimi almış üç psikolog tarafından, deneklere bireysel olarak uygulanmıştır. Bulgular: Temel bileşenler analizi sağlıklı çocuklarda faktör örüntüsünün sözel, performans ve şifre faktörlerini ayrı ayrı içerdiğini; DEHB'li çocuklarda ise bu örün- tünün bozulduğunu ortaya koymuştur. Çok değişkenli varyans analizi grup etkisinin anlamlı olduğunu (Wilks lambdac.OI) göstermiştir. Bu analizlerde anlamlı olarak etkilenen Genel Bilgi, Aritmetik, Küplerle Desen ve Şifre Alttest puanları ile yapılan lojistik regresyon analizi sonucunda, yordamada yer alan tek alttest olan Şifre'nin; toplam yordama değeri %63.08 gibi düşük bir değer olmuştur. Bu bulgular WISC-R puanlarının 90 sağlıklı denekten 40'ını DEHB grubuna; 105 DEHB hastasından 32'sini ise sağlıklı gruba koyduğunu göstermektedir. Tartışma: WISC-R puanları için şansa yakın düzeyde elde edilmiş olan isabet oranlarıyla konulan tanıların tıbbi değerinin olabileceğini düşünebilmek mümkün değildir. Bu bulgular, DEHB'de WISC-R'in yerinin dikkatlice değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.
Objective: The present study analyzed WISC-R scores that were obtained from a sufficient number of ADHD patients and matched control subjects under controlled conditions. This study was realized as a multi-center project. Methods: The clinical sample consisted of 105 male patients (age range: 6-16 years). The control group consisted of 90 male subjects who were matched with the ADHD sample. WISC-R was individually administered to the subjects by three testors who had the relevant training for WISC-R administration. Results: Principal component analysis showed that the factor structure of the control group included separate factors for verbal subtest scores, performance subtest scores and coding score. The factor sructure of the ADHD group was disorganized. Multivariate analysis of variance showed that the group variable (ADHD, control) was significant. The significantly affected scores that included General Information, Arithmetic, Block Design and Coding subtests were subjected to logistic regression analysis. The only score that the regression model included was Digit Symbol. The accuracy of prediction for the total model was a low value, 63.08%. These results showed that WISC-R scores misclassified 40 of 90 healthy subjects as DEHB and 32 of 105 DEHB patients as healthy. Discussion: Clinical diagnosis that are made with hit rates such as those obtained using WISC-R scores may, most probably, not have any clinical value. The findings of the present study show that the place of WISC-R in assessing DEHB patients should be carefully reconsidered.

2.
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Tanısı Alan Çocukların Ebeveynlerinde Kişilik Bozuklukları
Personality Disorders in Parents of Children with Attention Deficit Hyperactivity Disorder
Oya Güçlü, Murat Erkıran
Sayfalar 18 - 23
Amaç: Bu çalışmada, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanısı ile izlenen çocukların anne ve babalarındaki kişilik bozuklukları, erişkin DEHB varlığı ve alkol madde kullanım bozuklukları ile ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma grupları, DSM-IV tanı ölçütlerine göre 118 dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve 115 enürezis nokturna (EN) tanıları ile izlenen çocukların ebeveynlerinden oluşturulmuştur. Değerlendirmeler için yarı yapılandırılmış sosyodemografik form, Turgay DEHB ölçeği ve SCID-II (II. Eksen Kişilik Bozuklukları İçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme) kullanılmıştır. Bulgular: DEHB tanılı çocukların ebeveynlerde borderline kişilik bozukluğu (%1.3), borderline kişilik özelliği (%3.4) obsesif kompulsif kişilik bozukluğu (%19.9) ve antisosyal kişilik bozukluğu (%8.1) istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. DEHB'li çocukların ebeveynlerinde %24.6 sosyal içicilik, %9.7 kötüye kullanım ve %1.7 oranında bağımlılık saptanmıştır. Alkol kullanan ebeveynlerde antisosyal kişilik bozukluğu anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Erişkin DEHB tanısı alanlar ile almayanlar; kişilik bozukluğu ve alkol kullanımı yönünden karşılaştırıldığında; iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark elde edilmemiştir. Sonuç: DEHB hem çocuğu hem de ebeveynleri etkileyen bir bozukluktur. DEHB'li çocuğa yaklaşımda ebeveynlerin psikopatolojilerinin incelenmesi ve tedavi edilmesi çocuğun tedavisinde olumlu katkı sağlayacaktır.
Objectives: The purpose of this study is to investigate DSM-IV personality disorders, adult ADHD and alcohol use in mothers and fathers of children followed up with attention deficit hyperactivity disorder (ADHD). Method: The samples were consisted of the parents of 118 children with attention deficit hyperactivity disorder (ADHD) and 115 children with enuresis nocturna (EN). For the assesment semi-structured socio demographic form, Turgay ADHD scale and SCID-II were used. Results: The rates of borderline personality disorder (%1.3), borderline personality traits (%3.4,) obsessive compulsive personality disorder (%19.9) and antisocial personality disorder (%8.1) in parents of ADHD children were found statistically significantly higher than the parents of EN children. In parents of ADHD children %24 of were social drinker, %9.7 of were alcohol abuser and only %1.7 of were alcohol dependent. Only antisocial personality disorder were found statistically significantly higher in parents with alcohol use. There is no statistically significant difference between parents with adult attention deficit hyperactivity disorder and the parents without ADHD according to their personality disorder and alcohol use. Conclusion: We have concluded that; attention deficit hyperactivity disorder effects both the children and the parents. In handling an ADHD child, considering the parents psychopathology and treatment supposed to be constructive for childs treatment.

3.
Duchenne Muskuler Distrofili Çocukların Aile İşlevlerinin ve Annelerinde Depresyon ve Kaygı Düzeylerinin Araştırılması
The Investigation of Duchenne Muscular Dystrophy Children's Family Functions and their Mothers' Depression and Anxiety Levels
Burcu Çakaloz, Semra Kurul
Sayfalar 24 - 30
Amaç: Duchenne muskuler distrofi; çocuk ve ailesini duygusal yönden olumsuz yönde etkileyen kronik seyirli bir hastalıktır. Bu çalışmada, Duchenne Muskuler Distrofi tamlı çocukların annelerinin ruhsal durumunun ve aile işlevlerinin kontrollerle karşılaştırarak araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında Duchenne Muskuler Distrofi tanısı ile izlenmekte olan 17 çocuk ile sağlıklı gönüllülerden oluşan 32 çocuğun anneleri çalışmaya alınmıştır. Tüm olguların annelerine sosyodemografik veri formu uygulanmış, Beck Depresyon Ölçeği, Durumluk ve Sürekli Kaygı Envanteri, Aile Değerlendirme Ölçeği verilerek yanıtlamaları istenmiştir. Bulgular: Duchenne Muskuler Distrofi tamlı çocukların annelerinin Beck Depresyon Envanteri, durumluk ve sürekli kaygı envanteri puanları kontrol grubundaki annelerin puanlarına göre daha yüksek bulunmuştur. Aile değerlendirme ölçeğinin duygusal tepki verebilme işlevini gösteren alt bölümü açısından olgu grubu ile kontrol grubu arasında fark saptanmıştır. Sonuç: Duchenne Muskuler Distrofi tamlı çocuğa sahip anneler, sağlıklı çocuğa sahip annelere göre ruhsal yönden daha fazla etkilenmektedir ve bu annelere uygun ruhsal desteğin sağlanması önerilir.
Objectives: Duchenne Muscular Dystrophy is a chronic disease that is emotionally wearing out for both the child and the family. The aim of the study is to investigate the mental status of mothers of children with Duchenne Muscular Dystrophy and their family functions. Method: 17 children being followed with diagnosis of Duchenne Muscular Dystrophy and 32 children's mothers who are vounteer and healty were admitted to this study, in Dokuz Eylül University Faculty of Medicine, Department of Pediatrics. The children's mothers of both groups were given Beck depression inventory, State-Trait Anxiety Inventory, family assessment device and short questionnaire enquiring demographic information. Results: Mothers of the children with Duchenne Muscular Dystrophy had significantly higher Beck Depression Inventory and State-Trait Anxiety Inventory scores were compared to mothers of the control group. Comparing control group and the mothers of the patient group, there were significantly different results between two groups in subsection of affective responsiveness of family assesment device. Conclusion: This study demonstrated that, for mothers who have children with Duchenne Muscular Dystrophy, Duchenne muscular dystrophy had an adverse effect on their lives, and their family relationships. It is suggested that mothers of children with Duchenne Muscular Dystrophy should be given a regular psychological support.

4.
Semptom Yorumlama Anketi Türkçe Formunun Geçerlik ve Güvenirliği*
The Reliability and Validity of Turkish Form of the Symptom Interpretation Questionnaire
Hüseyin Güleç, Kemal Sayar
Sayfalar 31 - 36
Amaç: Semptom Yorumlama Anketi (SYA), Robbins ve Kirmayer tarafından geliştirilmiş, somatik semptomlara ait nedensel atfı değerlendiren bir ölçektir. Bu çalışmada SYA'nın Türk toplumundaki geçerlik ve güvenirliği araştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: Ölçeğin güvenirlik araştırmasına; psikolojize alt-ölçeği için 32 depresif hasta, somatize alt-ölçeği için tedavi arayışı olan 37 fibromiyalji hastası ve normalize alt-ölçeği için tedavi arayışı olmayan 38 fibromiyalji hastası alınmıştır. Ayrıca geçerlik çalışması için 86 üniversite öğrencisine testler verilmiş, bir ay sonra test-tekrar test işlemi yapılmıştır. Bulgular: Ölçeğin iç tutarlığı incelendiğinde, psikolojize, somatize, normalize alt-ölçeklerinin alfaları sırayla 0.82, 0.76 ve 0.82 olarak bulunmuştur. Ölçeğin psikolojize, somatize, normalize alt-ölçeklerinin test-tekrar test tutar- lığı 0.74, 0.56 ve 0.72 olarak bulunmuştur. Ölçeğin geçerlik analizinde ise; psikolojize alt-testinde depresyon grubu ile kontrol grubu ortalamaları arasında anlamlı fark tespit edilirken (t=2.265, p=0.025), somatize alt- ölçeğinde tedavi arayışı olan fibromiyalji grubu ile kontrol grubu ortalamaları arasında anlamlı fark görüldü (z=3.421, p=0.001) ve normalize alt-ölçeğinde ise tedavi arayışında olmayan fibromiyalji grubu ile kontrol grubu ortalamaları arasındaki fark ileri derece anlamlıydı (z=3.837, p<0.001). Sonuç: Bulgular SYA'nın, Türk toplumunda kabul edilebilir ölçülerde geçerlik ve güvenirliğe sahip olduğunu ve özellikle tıbben açıklanamayan hasta grupları ile tedavi arayışı olmayan yakınması olan kişilerde araştırmacılara önemli bilgiler sağlayabileceğini göstermektedir.
Objective: In this study, it is aimed to reliability and validity of the Symptom Interpretation Questionnaire (SIQ) that was developed by Robbins and Kirmayer was investigated in Turkish population. Method: The study was carried out with 107 patients attending to outpatient psychiatry clinics, FTR clinics and nonseek FMS patients and 86 healthy students from Karadeniz Technical University (KTU). University students were assessed one mounth later for test- retest reliability. Results: A high correlation level was obtained for the subscales (r=0.74 for psychologizing, 0.56 for somatiz- ing and 0.72 for normalizing) score. All items showed enough positive correlation in the test-retest analysis (r< 0.30). Internal reliability of SIQ subscales were, alpha: 0.82 for psychologizing subscale, alpha: 0.76 for soma- tizing subscale and alpha: 0.82 normalizing subscale. The validity analysis of the subscales resulted in an enough significant difference (p=0.025) between total scores of the healthy control and patient with major depressive disorder. Validity of somatizing subscale was demonstrated by obtaining higher significant (p=0.001) mean somatizing subscale scores in FMS patient reached from FTR clinics when compared mean scores with healthy control. But highest significant difference obtained between mean scores in unseek FMS patient and healthy control (pcO.001). Discussion: The results of this study indicated that this scale has satisfactorily reliability and validity for the Turkish population and SIQ will provide important knowledge for researchers about especially "patient" with medically unexplained complaints and nonseek "healthy" groups.

DERLEME
5.
Bilişsel Süreçlerde Alzheimer Tipi Demansa Bağlı Değişiklikler
Dementia of Alzheimer Type-Related Changes in Cognitive Processes
Handan Can, Sirel Karakaş
Sayfalar 37 - 47
Bu makalede, Alzheimer Tipi Demans'ta bilişsel süreçlerde ortaya çıkan değişiklikler ele alınmaktadır. Alzheimer Tipi Demans'ta beyin yapısında meydana gelen bu değişiklikler psikolojik alanda da değişikliklere yol açmaktadır. Psikolojik bozukluklar duygulanımda ve bilişsel alanda bozuklukları içermektedir. Makalede bellek, dikkat, dil, görsel-mekansal ve yönetici işlevler gibi bu demans tipinde bozulan bilişsel alanlar ve alt bileşenleri ayrıntılı bir şekilde ele alınmış olup, bu bilişsel alanlarda hastalığın gelişimine paralel olarak ortaya çıkan değişiklikler incelenmiştir. Alzheimer Tipi Demans'ın ilerleyişine paralel olarak bahsedilen bilişsel alanlarda bozulmalar görülmektedir. İlerleyen dönemlerde kısa süreli bellekte ve duyusal-motor performansa ilişkin bazı görevlerde de hastalığa bağlı bozulma; hastalığın iyice ilerlemiş aşamalarında ise apraksi ve agnosiler gözlenmektedir. Literatürdeki çalışmalar incelendiğinde, Alzheimer Tipi Demans'ta farklı evrelendirme ölçekleri kullanıldığı görülmektedir. Alzheimer Tipi Demans'ta bilişsel süreçlerdeki değişimin nöropsikolojik testlerle daha ayrıntılı bir değerlendirmesi yapılmadan önce uygun bir evrelendirme ölçeğinin kullanılması önemlidir. Bu çalışmalarda dikkat edilmesi gereken bir diğer konuda bahsedilen bu bilişsel süreçlerdeki değişikliklerin alt bileşenleriyle ayrıntılı olarak ele alınmasının gerekliliğidir. Alzheimer Tipi Demans'ta tüm bilişsel süreçler ve alt bileşenleri mevcuttur aynı anda bozu İma maktadır. Bu nedenle Alzheimer Tipi Demans'ta bilişsel süreçlerde gözlenen değişikliklerin ayrıntılandırılarak ele alınması gerekmektedir.
In this article, changes appeared in cognitive processes in the dementia of Alzheimer type are reviewed. In the dementia of Alzheimer type, these changes occured in brain structure also cause several psychological changes. Psychological disorders include emotional and cognitive impairments. In this article, disordered cognitive areas in the dementia of Alzheimer type such as memory, attention, language, visual-spatial and executive functions and their sub-components were explained in detail and changes occured in these cognitive areas parellel with the dementia of Alzheimer type progression were examined. Parellel with the dementia of Alzheimer type progression, several changes in the mentioned cognitive areas are seen. In the ongoing progression with time, several disorders related to the dementia of Alzheimer type in short-term memory and sensory-motor performance are observed too and in the worst stages of the disease, aphasias and agnosias are seen. When the studies in the literature are examined, it is seen that different staging scales have been used in the Dementia of Alzheimer Type. It is very important to use an appropriate staging scale before making a detailed neuropsychological assessment of the changes in cognitive processes. Another factor that must be paid attention is the necessity of examining the mentioned changes in cognitive processes with their subcomponents in details. However, all of cognitive processes and their subcom- ponets are not impaired at the same time in the Dementia of Alzheimer Type. For this reason, changes observed in cognitive processes in the dementia of Alzheimer Type should be dealt with in detail.

 
 
Copyright © 2021 Klinik Psikiyatri. Tüm Hakları Saklıdır. LookUs & OnlineMakale