ISSN 1302-0099 | e-ISSN 2146-7153
 
Cilt : 23   Sayı : 4   Yıl : 2020
Son Sayı Yayımlanmış Sayılar Baskıdaki Makaleler En Çok İndirilen Makaleler


  J Clin Psy: 15 (3)
Cilt: 15  Sayı: 3 - 2012
Özetleri Gizle | << Geri
ARAŞTıRMA MAKALESI
1.
Çocuk Davranış Listesi Kısa Formunun Türkçe Güvenilirlik Çalışması ve ¦ ¦¦ Geçerliliğine İlişkin On Çalışma
Reliability Study of Turkish Version of Children's Behavior Questionnaire Short Form and a Vaiiditiy Prestudy
Burcu Akın Sarı, Elvan İşeri, Özhan Yalçın, Aslı Akın Aslan, Şahnur Şener
Sayfalar 135 - 143
Amaç: Mizacın değerlendirilmesi, çocuk davranışının araştırılması ve aileye danışmanlık verilmesi açısından önemli bir belirteçtir. Mizacın belirlenmesi aile görüşmesi, çocuğun gözlenmesi ve mizaç ölçeği kullanılması ile belirlenebilir. Bu bağlamda Rothbart'ın Çocuk Davranış Listesi Kısa Formunun Türkçe güvenilirliğinin ve geçerlilik ön çalışmasının yapılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çocuk davranış listesinin uzun formu 1994 yılında Rothbart ve arkadaşları tarafından geliştirilmiştir. Ölçek 195 maddeden oluşmaktadır. 2000 yılında Rothbart ve ark. bu ölçeğin kısa ve daha kısa formlarını oluşturmuşlardır. Bu formlarda 15 mizaç özelliği likert tipi bir ölçekle ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Kısa form 94 sorudan oluşmaktadır. Ölçek,Türkçe'ye çevrilerek uzmanlara danışıldıktan sonra bir hafta arayla 2 kez olmak üzere 3-7 yaş arası 87 çocuk annesine verilmiştir. Örneklem üç ayrı sosyoekonomik bölgeden toplanmıştır. Bulgular: Testin güvenilirliğine yönelik gerçekleştirilen analizlerde, Türkçe formun alt ölçeklerinin İngilizce formun alt ölçekleriyle tutarlı korelasyon değerleri gösterdiği ve tüm mizaç alt ölçeklerinin güvenilir olduğu görülmüştür. Testin güvenilirlik katsayısı 0,78 olarak bulunmuştur. Testin geçerliliğine yönelik olarak, bu yaş dönemi için henüz Türkçe bir mizaç testinin bulunmaması ve orijinal formun yapı geçerlilik analizinin yapılmamış olması nedeniyle, "uygulama geçerliliği" kullanılarak testin ölçülmesinin uygun olacağı düşünülmüştür. Sonuç: Çocuk Davranış Listesi Kısa Formunun, test-tekrar test ilişkileri, içsel tutarlılık ve güvenilirliğe yönelik analiz sonuçları ve yazındaki çalışmalar ışığında Türk çocuklarındaki mizaç özelliklerini değerlendirmek için kullanılabilecek yardımcı bir ölçek olduğu düşünülmüştür.
Objective: Temperament assesment is an important determinant for child behaviour research and consulting the family. Temperament could be assesed by family interview, observing the child and using temperament scales. In this respect, we implemented reliability study and validity prestudy of Turkish version of Child Behaviour List Short Form by Rothbart. Method: Temperament scale, translated into Turkish and consulted to the experts, is filled twice within a week's interval by the mothers of 87 children aged between 3 and 7. Sample included children from three different socioeconomic regions. Results: The original form of Children Behavior Checklist was created by Rothbart and col- legues in 1994. It was composed of 195 items. In 2000 the short and very short form were developed by Rothbart and collegues. Checklists have 15 dimensions of temperament, and the short form have 94 items. Analysis aiming the reliability of the test showed that the subscales of the Turkish Form have consistent correlation figures as the English Form and all the subscales are reliable. The reliability coefficient is 0,78. Because there is no comparable temperament questionnaire in Turkish for this age group and there is no validity values for the original questionnaire, we applied experimental validity method for validity prestudy. Conclusion: According to our findings of test-retest relations, internal consistency, reliability and validity analysis, and the literature we consider that Child Behaviour List Short Form is useful to asses the temperament characteristics of Turkish children.

2.
Hemodiyaliz ve Periton Diyalizi Uygulanan Hastalarda Psikiyatrik Bozukluklar, Algılanan Sosyal Destek ve Yaşam Kalitesi Düzeylerinin Karşılaştırılması
The Comparison of Psychiatric Disorders, Perceived Social Support and Life Quality Levels of Hemodialysis and Peritoneal Dialysis Patients
Burhanettin Kaya, Hülya Taşkapan, Fehmi Ateş, Serap Erdoğan Taycan
Sayfalar 144 - 152
Amaç: Bu çalışmada PD ve HD uygulanan hastalarda eşlik eden psikiyatrik hastalıkların, algılanan sosyal desteğin ve yaşam kalitesinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmaya HD uygulanan 40 ve PD uygulanan 40 hasta alınmıştır. Sosyodemografik veriler kaydedilmiş, Hamilton Anksiyete Ölçeği, Hamilton Depresyon Ölçeği, Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği, Kısa Form 36, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, PR İM E-M D ve Kısa Akıl Muayenesi Ölçeği uygulanmıştır, istatistiksel değerlendirmede Windows için SPSS 11.5 programı kullanılmıştır. Bulgular: PRIME- MD ölçeğine göre herhangi bir bozukluk ve depresif bozukluk görülme oranları HD grubunda anlamlı düzeyde yüksek bulundu. Hamilton Depresyon ile Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği anksiyete ve depresyon puanları HD hastalarında daha yüksekti. Kısa Form-36 ile belirlenen mental sağlık puanı ortalamaları HD hastalarında PD hastalarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşüktü. Toplam destek puanları, aile destek puanı ve özel kişi destek puanları PD grubunda daha yüksekti. Kısa Akıl Muayenesi puanlarına bakıldığında dil puanları PD grubunda yüksek bulundu. Sonuç: Özellikle HD uygulanan hastalar, tedavi yönteminin yarattığı zorluklar nedeniyle de psikiyatrik bozukluklar açısından daha yüksek risk altındadırlar. Bu hastalar psikiyatrik hastalıklar açısından daha dikkatle izlenmeli, diyaliz ünitelerine yönelik konsültasyon-liyezon hizmetleri arttırılmalıdır.
Objectives: Our aim was to compare comorbid psychiatric disorders, perceived social support and quality of life between HD and PD patient groups. Method: 40 HD and 40 PD patients were included in this study. Sociodemographic data was recorded and Hamilton Rating Scale for Depression, Hamilton Anxiety Rating Scale, Hospital Anxiety and Depression Scale, Short Form 36, Multidimensional Scale of Perceived Social Support, PRIME-MD and Mini Mental State Examination were applied. SPSS 11.5 for Windows was used for statistical analysis. Results: According to PRIME-MD any kind of disorder and depressive disorder rate was significantly higher in HD group. Hamilton Rating Scale for Depression scores and anxiety and depression scores of Hospital Anxiety and Depression Scale were higher in HD patients. Mental health average scores determined by Short Form-36 in HD patients were significantly lower than PD patients. Total, family and special person support scores were higher in PD group. Mini Mental State Examination language scores were higher in PD group. Conclusion: HD patients have a higher risk for psychiatric disorders than PD patients due to problems caused by treatment method. These patients should be monitored carefully by this regard and consultation-liason services for dialysis units should be increased.

3.
Kastamonu İlinde İntihar Girişimlerinin Psikososyal Değerlendirmesi: Krizi Önleme ve Müdahale Yöntemleri Nasıl Olmalı?
Psychosocial Evaluation of Suicide Attempts in Kastamonu: How should be Preventing Crisis and Intervention Methods
Ali Emre Şevik, Halil Özcan
Sayfalar 153 - 165
Amaç: Bu araştırmanın amacı intihar girişimlerini inceleyerek uzun vadeli sosyal yönelimli toplumsal koruyucu programların uygulanmasında yol gösterici olmaktır. Yöntem: Çalışmaya Kastamonu Devlet Hastanesi acil polikliniğine intihar girişimi nedeni ile başvurup psikiyatri polikliniğine yönlendirilen hastalardan çalışmaya katılmayı kabul edenler alınmıştır. Kişilere psikiyatrik görüşme ardından sosyodemografik veri formu uygulanıp; psikiyatrik hastalık öyküsü alınmış, Aile Değerlendirme Ölçeği, Problem Çözme Envanteri, Başa Çıkma Tutumları Ölçeği, Çok Boyutlu Öfke Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Beck intihar Düşüncesi Ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: Kadınlar erkeklerden daha fazla intihar girişiminde bulunmaktadırlar. Girişimler yaz aylarında daha sık gözlenmiştir. Önceki intihar girişimi öyküsü temel risk faktörlerindendir. Aile Değerlendirme Ölçeği'nde en yüksek puan duygusal tepki alt ölçeğinden alınmıştır. Problem Çözme Envanterinden alınan ortalama puan 107.2±23.1; Çok Boyutlu Öfke Ölçeği'nden alınan puan 125.6±27.2 olarak bulunmuştur. Çalışmaya katılan kişilerin Başa Çıkma Tutumları Ölçeği'nde en sık pozitif yeniden yorumlama ve gelişme, madde kullanımı, plan yapma tutumlarını kullandıkları, en az kullanılan başa çıkma tutumunun ise kabullenme olduğu saptanmıştır. Beck Depresyon Ölçeği puanları 28±14, Beck İntihar Ölçeği puanları 15.3±5.8 olarak bulunmuştur. Sonuç: İntihar girişimlerini önlemede toplum temelli sosyal destek araçlarının planlanabilmesi, kişilerin başa çıkma tutumlarının geliştirilmesi, ailenin daha aktif kullanılabilmesine yönelik yaklaşımların tespiti için ileri çalışmalar gereklidir.
Objectives: The aim of this study is for guiding to the implementation of the social protection programs in longterm, by examining suicide attempts. Method: Patients who admitted to Kastamonu State Hospital Emergency Unit with suicide attempt and agreed to participate in the study are directed to the psychiatric outpatient clinic for further investigation. After conducting a detailed psychiatric interview all patients were applied sociodemographic data form and their history of psychiatric illness were disputed. Family Assessment Device, Problem-Solving Inventory, Coping Strategies Questionnaire, the Multidimensional Anger Scale, Beck Depression Scale and Beck Suicide Thoughts Scale were applied to all applicants. Results: Women attempted suicide more than men did. Attempts often had been occurred in summer months. Having previous attempts were detected as basic risk factor. Emotional response subscale scores were the highest in Family Assessment Device. The average score taken from Problem-Solving Inventory were 107.2 ± 23.1 and 125.6 ± 27.2 points were taken on Multidimensional Anger Scale. In Coping Strategies Scale, the most frequent strategies those patients used were positive reinterpretation and growth, substance use, planning, the least coping strategy that patients used was acceptance. Beck Depression Scale scores were found 28±14, Beck Suicide Thoughts Scale scores were found 1 5.3 ±5.8. Conclusion: Further studies are needed for planning community-based social support instruments for the prevention of suicide attempts, improving coping strategies of persons and using the family support more effectively.

4.
Pozitif Psikoterapi Bağlamında Yaşam Amaçları Belirleme Ölçeğinin Üniversite ¦¦ ¦¦ ¦¦ Öğrencileri Üzerinde Psikometrik Özelliklerinin İncelenmesi
Investigating of Psychometric Properties the Scale of Setting Life Goats with Respect to Positive Psychotherapy on University Students
AN Eryilmaz
Sayfalar 166 - 174
Amaç: Psikolojide, yaşam amaçlan belirlemenin bireylerin ruhsal ve fiziksel sağlıkları üzerinde önemli etkilerinin olduğu ortaya konmuştur. Yaşam amaçları belirleyen bireyler, sağlıklı gelişmenin yanı sıra yaşamlarına anlam da yüklemektedirler. Yaşam amaçlarını ele alan pek çok kuramsal yaklaşım bulunmaktadır. Pozitif psikoterapi de bu yaklaşımlardan biridir. Pozitif psikoterapi yaklaşımında amaçlar, bireylerin çatışma ile başa çıkma kaynakları olarak görülmektedir. Tüm bunların yanında üniversite öğrencilerinin yaşam amaçlarını ölçebilecek pozitif psikoterapi temelli bir ölçeğe gereksinim vardır. Bu nedenle, bu çalışmanın amacı; ergenler üzerinde geliştirilen Pozitif Psikoterapi Bağlamında Yaşam Amaçları Belirleme Ölçeği'nin üniversite öğrencileri üzerinde psikometrik özelliklerinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırmanın katılımcılarını 2010-2011 öğretim yılında Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 183 üniversite öğrencisi (71 erkek / 112 kadın) oluşturmaktadır. Katılımcıların yaşları 19-27 arasındadır. Çalışmada, Pozitif Psikoterapi Bağlamında Yaşam Amaçları Belirleme Ölçeği, Oxford Mutluluk Ölçeği ve Yaşam Yönelimi Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada, açım- layıcı ve doğrulayıcı faktör analizi ile güvenirlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Analiz sonuçlarına göre, üç boyutlu orijinal ölçek, üniversite öğrencileri için de üç boyutlu bir yapıdadır. Ölçeğin güvenirliği tatminkâr düzeyde bulunmuştur. Sonuç: Pozitif Psikoterapi Bağlamında Yaşam Amaçları Belirleme Ölçeği üniversite öğrencileri ile yapılacak farklı araştırmalarda kullanılabilir.
Objectives: In psychology it has been proved that setting life goals is very important for physical and mental health. People who set goals do not only have a healthier development but also they achieve a sense of a meaningful life. There are many theoritical explanations which undertake life goals; positive psychotherapy is one of them. In positive psychotherapy approach goals are understood as resources for coping with conflicts. Besides, there is a need for a scale which can measure life goals of university students in means of positive psychotherapy. Thus, we investigated the psychometric properties of The Scale of Setting Life Goals with Respect To Positive Psychotherapy on university students. Method: A total of 183 individuals between ages 19-27 (112 female and 71 male) completed The Scale of Setting Life Goals with Respect To Positive Psychotherapy, Life Orientation Scale, and also Oxford Happiness Scale. Reliabilitiy analysis, confirmatory and expiatory factor analysis are used for statistical evaluation. Results: All analysis show that psychometric properties of The Scale of Setting Life Goals with Respect to Positive Psychotherapy are valid and reliable for university students. Conclusion: The Scale of Setting Life Goals with Respect To Positive Psychotherapy is valid and reliable, and also can be used for university students. We concluded that The Scale of Setting Life Goals with Respect To Positive Psychotherapy is a useful tool for future studies.

OLGU SUNUMU
5.
Duygudurum Bozukluğunun Eşlik Ettiği Bir Nörobehçet Olgusu
A Case of Neuro-Behcet's Disease with Affective Disorder
Esra Aydın, Aynil Yenel, Özgür Bilgin Topçuoğlu, Fatma Feriha Cengiz, Gülnihal Gökçe Ünal, Rümeysa Yeni Elbay, Füsun Domaç
Sayfalar 175 - 180
Nörobehçet tanısı ile takip edilen 33 yaşında kadın hasta, denge kaybı, başdönmesi ve duygularının çok çabuk değişmesi yakınmaları ile polikliniğe başvurmuştur. Uygulanan intravenöz steroid tedavisinin dördüncü gününde, mevcut olan labil duygulanımda ve psikomo- tor aktivitede artışla birlikte çağrışımlarda çözülme gözlenmiştir. Bunun üzerine hastaya Risperidon ve Karbamazepin tedavisi başlanmıştır. Psikotrop tedavinin ikinci gününde semptomlarda belirgin bir düzelme olmuştur. Steroid tedavisi ile gelişen duygudurum bozukluğu çok uzun yıllardır bilinen bir durumdur. Ancak olguda steroid tedavisi öncesinde de bazı semptomların varlığı, söz konusu klinik tablonun steroid tedavisine bağlı bir duygudurum nöbeti mi yoksa Behçet Hastalığı'na eşlik eden duygudurum bozukluğu mu olduğu yönünde sorular doğurmuştur. Santral Sinir Sistemi tutulumu Behçet Hastalığı tanısı alan hastaların %5-20'sinde görülür ve Nörobehçet Sendromu adını alır. Meningoensefalik sendrom, fokal nörolojik defisit, beyin sapı sendromları, konfüzyonel durumlar ve demans bu sendromun en sık görülen klinik tablolarıdır. Özellikle bellek fonksiyonlarını içeren bilişsel bozukluklar Behçet Hastalığında belirgindir ve % 8-50 oranında çeşitli psikiyatrik belirtiler de görülmektedir. Nörobehçet hastalığının başlangıç semptomları özgül olmayabilir ve bu da hastalığın tanısını koymayı güçleştirebilir. Yazıda, literatürdeki benzer vakalar üzerinden bu birlikteliğin olası nedenleri tartışılmaktadır. Anahtar Sözcükler: Behçet hastalığı, duygudurum bozuklukları, nörobehçet.
A 33 years old woman who was suffering from Neuro- Behcet's Disease had symptoms like loss of balance, vertigo and affective lability. At the fourth day of steroid treatment in addition to her labile affect and increased psychomotor activity, increased speech and loosening of associations were observed. Risperidone and Carbamazepine were started and at the second day of treatment the symptoms began to decrease. Affective disorder caused by steroid treatment is well known. But this patient also had symptoms before steroid treatment. Was this situation related to steroid treatment or was it an affective disorder comorbidity due to Behcet's Disease? Central Nervous System involvement is 5-20% in patients who are diagnosed with Behcet's Disease and it is named as Neurobehcet Syndrome. The affected areas in Neuro-Behcet Syndrome include brainstem, spinal cord, and cerebral regions. Sometimes it is hard to determine the affected area because symptoms are non- spesific. Meningo-encephalic syndrome, focal neurological deficits and dementia are the most seen clinical appearences. Especially mental disorders such as cognitive impairment are explicit in this disease. Neuropsychiatric manifestations are relatively serious complications in Neuro-Behcet Syndrome and 8-50% of patients exhibit psychiatric symptoms. The initial signs and symptoms of the syndrome are usually vague. This makes Neuro-Behcet Syndrome hard to diagnose until the patients experience severe neurological damages. In this case report, relationship and potential causes of this situation and steroid related affective disorders are compared to similar situations in the literature.

6.
Paradoksal Disfaji Ardındaki Geriyatrik Depresyon: Bir Olgu
Geriatric Depression with the Complaint of Paradoxal Dysphagia: A Case Report
Demet Güleç Öyekçin, Pınar Çetinay Aydın, Yıldız Değirmenci
Sayfalar 181 - 186
Yaşlılığa özgü fiziksel ve ruhsal bozuklular yaygındır. Yaşlılarda depresif belirtiler yüksek oranda saptanırken, majör depresif bozukluğun yaygınlığı %1-5 oranında değişmektedir. Geriyatrik hasta grubunda bedensel belirtiler sıktır ve altta yatan psikiyatrik bozukluğun öncü belirtisi olabilirler. Bu türden yakınmalar, ruhsal hastalıkların tanınmasını geciktirebilir veya majör depresif bozuklukta görülen belirtilerle karışabilir. Bu olgu sunumunda paradoksal disfaji şikayeti ile hastaneye başvuran 76 yaşındaki erkek hastanın, hastalık sürecinin, ayırıcı tanısının ve tedavi sürecinin tartışılması amaçlanmıştır. Katı gıdaları yutabilen ancak sıvı gıdaları yuta- mayan hastanın fizik muayenesi, nörolojik muayenesi ve kulak burun boğaz muayenesi yapılmış, psikiyatrik değerlendirme sonucunda psikotik özellikli majör depresif bozuluk tanısı saptanmıştır, intihar düşüncelerinin ve beslenme bozukluğunun olması nedeniyle yatarak tedavi edilmesine karar verilen hastaya antidepresan ve anti- psikotik tedavi verilmiş ve hasta remisyona girdikten sonra taburcu edilmiştir. Disfaji yakınmasının başlamasından çok daha önce depresif belirtilerin ortaya çıktığı öğrenilen hasta, hastaneye disfaji geliştikten sonra başvurmuştur. Bu olguda, atipik bir bedensel belirti olan disfajinin mortalite ve morbidite riski yüksek geriyatrik depresyona bağlı olduğu belirlenmiştir. Yaşlılarda atipik bedensel belirtilerin dikkate alınması ve araştırılması önemlidir çünkü bu yaş grubunda atipik bedensel belirtiler geriyatrik depresyonun öncü belirtisi olabilir. Konuyla ilgili farkındalığın artması erken tanı ve tedavi şansını artıracaktır.
Physical and mental disorders are common in elderly. While depressive symptoms are prevalent in the elderly, the diagnosis of major depressive disorder is 1-5% at this age group. Physical symptoms are also common in geriatric patients. Somatic complaints may be the leading symptoms of an underlying psychiatric disorder or they may delay the recognition of a mental disorder. In this case report, the course, differential diagnosis and the treatment of a 76 year old male patient who admitted to the hospital with a complaint of paradoxal dysphagia is discussed. The patient was unable to swallow liquids not solids. After the physical, orapharyngolaryngeal, neurological and psychiatric examination, the patient was diagnosed as major depressive disorder with psychotic features and then was hospitalized because of suicidal thoughts and nutritional problems. Antidepressant and antipsychotic treatment was performed and the patient was discharged in remission.We found out that depressive symptoms were present before the dysphagia, but the patient admitted to the hospital after dysphagia symptom emerged. In this case report we recognized that the atypical physical symptom had appeared as a result of geriatric depression; the latter being known to have high risk of mortality and morbidity in elderly. Atypical somatic symptoms in the elderly should be taken into account and investigated carefully as they may present as a pioneer sign of geriatric depression and may provide early diagnosis of the disorder.

 
 
Copyright © 2021 Klinik Psikiyatri. Tüm Hakları Saklıdır. LookUs & OnlineMakale