ISSN 1302-0099 | e-ISSN 2146-7153
 
Cilt : 23   Sayı : 4   Yıl : 2020
Son Sayı Yayımlanmış Sayılar Baskıdaki Makaleler En Çok İndirilen Makaleler


  Distimi [J Clin Psy]
J Clin Psy. 2004; 7(2): 54-62

Distimi

Olcay YAZICI1
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı, İSTANBUL

Psikiyatrik literatürde 1800'lerden beri görünmekte olan distimi sözcüğü, Yunanca'da 'kötü-mizaçlı' anlamına gelmektedir. Mizaç (humour), geçmişte, bugünkü anlamından daha temel, yapısal ya da kişi- liksel bir özelliği anlatmaktaydı. Hipokrat, 'kan, bal- gam, sarı safra, kara safra' şeklindeki dört mizaç ayrımını yaparken, distimiyi (kara safra), kişiliğin derinindeki kronik depresif (melankolik) bir özellik olarak tanımlamıştı. Hipokrat'ın bu görüşünün 1968'deki DSM-II'de 'nevrotik depresyon' teriminin ortaya çıkışına kadar sürdüğü söylenebilir. Akiskal'ın 1978'de nevrotik depresifler üzerindeki izleme çalış- ması ise, bugünkü distimi kavramının doğuşunu başlatmıştır: Bu hastaların %40'ı izleme sürecinde major depresif bozukluk tanısı alırken, %60'ı kronik ya da dalgalanan gidişli düşük şiddetteki bir depresyon (distimi) sergilemekteydi. Üstelik distimik olguların çoğunda akut major depresyondakine benzer bir uyku paterni bulunuyordu. Bu veriler, distiminin kişilik bozukluklarından çok, duygudurum bozuklukları içinde ve ayrı bir antite olarak düşünülebileceğine işaret etmekteydi. Başka çalışmalar da, bu düşük şid- dette ve kronik depresyonun, saf bir kişilik bozukluğu olmadığı ve antidepresanlara yanıt verebildiği düşüncesini destekleyince, 1980'de DSM-III, nevrotik * İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı, İSTANBUL depresyonu 'distimi' şeklinde yeniden tanımlayarak, 'ilaçlara yanıtsız ve sağaltımı zor' çağrışımlı kişilik bozukluklarından çıkarmış ve bir duygudurum bozuk- luğu olarak bölümlendirmiştir. Bu yaklaşım başlıca iki değişmeyi vurgulamaktadır: İlki, antidepresanlara ve psikoterapiye iyi yanıt vermesi beklenebilecek bir bozukluğun ortaya çıkması; ikincisi, şiddetçe düşük derecedeki bozukluklar 'minör' hastalıklar gibi görülürken, bunların kronik olması durumunda yaşam boyu yarattıkları kayıp etkilerinin, 'major' sayılan psikiyatrik bozukluklardan bile ağır ola- bildiğinin kavranmasıdır. Distimiye bu yeni bakış 1987'de DSM-III-R'de, 1992'de ICD-10'da ve 1994'de DSM-IVde geçerli kalmıştır



Olcay YAZICI. Distimi. J Clin Psy. 2004; 7(2): 54-62


ARAÇLAR
Tam Metin PDF
Yazdır
Alıntıyı İndir
RIS
EndNote
BibTex
Medlars
Procite
Reference Manager
E-Postala
Paylaş
 (0 kere görüntülendi)
 (5118 kere indirildi)


 
 
Copyright © 2020 Klinik Psikiyatri. Tüm Hakları Saklıdır. LookUs & OnlineMakale